TÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETE
DİĞER
YAZARLAR
× ANASAYFATÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETEKADINBİLİM VE TEKNOLOJİSAĞLIKKÜLTÜR SANATEKOLOJİMAGAZİNEĞİTİMDÜNYASPOREKONOMİYAZARLAR
GÜNDEM

Bodrum Belediye Başkanı Aras: En büyük küresel felaket kapitalizm!

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Türkiye’deki ‘yeni siyasal’ anlayışın doğayı 3., 4., 5. planda tuttuğuna dikkat çekerek, “Onlar için öncelik para kazanmada, daha çok kısa vadede çıktılarda. Yapılan yollara, bir sürü şeye bakarsanız günü kurtarma amaçlı işler. Sistem ‘felaketler kapitalizmi’ olarak adlandırılıyor. Sistem, kendine felaketlerden yeni bir para ilişkisi çıkarıyor kendisine…” dedi. Başkan Aras, sürdürülebilir turizm için büyük tesisler yerine lokal butiklerin tercih edilmesinin ve doğanın ön planda olmasının gerektiğini söyledi.


09.09.2021 - 21:01

EGE SAATİ - SİNAN DÜNDAR

İzmir Kültür Zirvesi kapsamında The Cultural Dimension of the Climate Energy (İklim Değişikliğinin Kültürel Boyutu) oturumunda İngilizce bir sunum yapan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Ege Saati Medya Grup Başkanı Sinan Dündar’a, iklim krizi, orman yangınları, turizm ve Muğla’nın doğasının tahrip edilişi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

-Kültür Zirvesi, Dünya Belediyeler Birliği tarafından iki yılda bir düzenleniyor ve Türkiye’de ilk kez İzmir’de gerçekleşiyor. Genel olarak zirveyi nasıl değerlendirirsiniz?

Bodrum Belediyesi, Dünya Belediyeler Birliği üyesi değil, ama olacak. Burada gördümki bizim bu birliğe üye olmamız gerekiyor. Çünkü özellikle tanıştığım, sohbet imkanı bulduğum, birçok insan bize fayda sağlayabilecek gibi görünüyor. Özellikle diğer belediyelerle deyim paylaşmak, çok uygun bir ortam. Mutluyum burada olduğum için.

- Türkiye’nin en önemli turizm ilçesinin belediye başkanısınız. Küresel iklim krizi ve sürdürülebilir turizm konusunda neler düşünüyorsunuz? Bundan sonra ne tür planlamalar yapacaksınız?

Turzim kentlerinde asıl ayırt edilecek özellik o kentin doğası tarihi ve kültürü… Yoksa otel, restoran sektörü her yer yerde var. Asıl önemli doğanın, kültürün ve tarihin korunması, sürdürülebilir tutulması. Eğer iklim kriziyle beraber siz suyunuzu kaybederseniz, orman varlığınızı kaybederseniz, kuraklık baş gösterirse sağlıklı gıdaya erişim zorlaşırsa, deniz kirlenirse artık turizmden de söz edemezsiniz. Çünkü turizmin temeli kültür transferidir ve dünyanın her bir tarafındaki doğal ve tarihi varlıkların keşfidir. Turzim böyle bir şey… Sadece dinlenmek, kafa dinlemek, şenzogda uzanmak değil turizm. Artık o tür turzim de çok fazla tercih edilmiyor. Eğer siz gerçekten kendi kültürünüzü yansıtabiliyorsanız, kendi ülkenizi tanıtabiliyorsanız, Sibirya’nın ortasındaki bir ülkeye bile insanlar yoğun bir şekilde gidebilir. Doğa çok büyük bir önem kazandı turizmde… özellikle pandemi döneminde. Doğanın temiz kalması, korunması çok büyük önem kazandı. İnsanlar gerçekten de doğanın iyi korunduğu yerlere gidiyorlar. Siz nereye gidersiniz doğaya saygılı bir ülkeye mi yoksa her taraf trafik, yoğunluk, sera gazları, termik santrallerin hava gaz çıkarttığı, insanlar etrafa çöp attığı, denizi kirlenmiş bir yere mi? Demekki özellikle doğa, turzimde çok önem taşıyor. Doğayı korumak için de iklim krizinin etkilerini azaltmak zorundayız. İklim krizinin yaşamı tehdit ettiği ortada. Şimdi belki insanlar tarafından çok fazla hissedilmiyor ama 3 gün sonra sıcakların artmasıyla, buzulların erimesiyle beraber özellikle de Bodrum gibi denize kıyısı olan kentler belki de bundan en fazla etkilenen kentler olacak.

-Bu anlamıyla önümüzdeki süreçte Bodrum’un turizm stratejisi açısından neler planlıyorsunuz?

Öncelikle bu global bir sorun. Sonrasında bölgesel ülkesel ve lokal bir sorun. Biz neler yapabiliriz? Lokalın yanı yerelin çok büyük bir önemi var. Biz sürdürülebilir doğa ve turizm için Bodrum’da ne yapabiliriz? Zaten yapıyoruz da… İklim krizin etkilerini azaltacak şekilde sera gazlarını azaltılmasını sağlayacak olan yayalaştırma, bisiklet kullanımın artırılması gibi… Artı, yine doğa yürüyüşlerinin ve doğanın içindeki kültürlerin ön plana çıkarılması, yerel kültürün ön plana çıkartılması, bunlar çok büyük önem taşıyor. Biz bu şekilde yaparak büyük sanayi turizm tesisleri yerine daha yerel değerleri önemseyen ve onları sunan turizmin hizmetine küçük butik tesisler yapıyoruz, teşvikliyoruz. Büyük bir tesis yaptıktan sonra o tesisin karbon ayak izini düşünün ama yüzlerce yıldır Bodrum’da yapılan turizm şekli ev pansiyonculuğundan gelmiştir, küçüktür, butiktir, insanlarla iletişimi her zaman vardır ve açıktır. Böyle bir yerde daha çok koruma sağlayabilirsiniz. İşte tam da nokta bu sadelik ve kendi yerel değerlerini kullanan turizm ekonomisi… Hiçbir zaman ormanları yok edip de oteller yapan ya da çok büyük enerjiye ihtiyaç duyan tesisler yapan bir kent değil Bodrum. Nüfusu da çok fazla artan bir kent değil… Nüfus artışı da çok büyük tehdittir turizm için, trafik olan yere turist gelmek istemiyor. Bu çok faktörlü bir konu bu bunu böyle değerlendirmek gerekli. Ben öncelikle doğanın korunması gerektiğini, tarihin kültürün muhafaza edilmesi gerektiğini ve Bodrum’un o butik yapısının kesinlikle bozulmaması gerektiğini düşüyorum. Bu aynı şekilde bu iklim krizine de bir dayanak olacak. İklim krizine karşı alınacak önlemlere dayanak olacaktır.