TÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETE
DİĞER
YAZARLAR
× ANASAYFATÜM HABERLERGÜNDEMÖZEL HABEREGE'DEN HABERLERYEREL YÖNETİMLERYAŞAMGAZETEKADINBİLİM VE TEKNOLOJİSAĞLIKKÜLTÜR SANATEKOLOJİMAGAZİNEĞİTİMDÜNYASPOREKONOMİYAZARLAR
GÜNDEM

Anında Manşet gençlerin sesi oldu!

TELE 1’de Tuncay Mollaveisoğlu’nun sunduğu Anında Manşet’in bu hafta gençlerin sesi oldu. Usta gazeteci Uğur Dündar ve sosyal medya fenomenlerini konuk alan Mollaveisoğlu, gençlerin sorunlarını ekranlara getirdi.


06.10.2021 - 09:13

TELE1’de Tuncay Mollaveisoğlu’nun sunduğu Anında Manşet programında bu hafta gençler, gençlerin sorunlarını konuştu.

Usta Gazeteci Uğur Dündar, binlerce takipçileri olan “internetçi abi” olarak bilinen İstanbul Belediye Meclis Üyesi Dr. Taylan Yıldız, “pqueen” nickname’li Pelin Baynazoğlu, Ömer Serdar Özkan ve Kenan Sürmeli’nin konuk olduğu programda önemli açıklamalar yapıldı.

“Gençleri umutsuz eden şeyler nedir?”

Programda “Gençleri umutsuz eden şeyler nedir?” diye soran Uğur Dündar’a yanıt veren Levent Balım, en büyük sorun olarak ekonomik konjonktürü gösterirken kendisiyle sosyal medyadan iletişime geçen bir gencin spor yapmak istediğini ancak et tüketemediği için spora fazla ağırlık veremediğini anlattı. Binlerce gencin de aynı durumda olduğunun altını çizdi.

“Arkadaşların dünyasında RTÜK yok”

Mollaveisoğlu, “Arkadaşların dünyasında RTÜK yok, bizde var. Üzülerek gençlere hatırlatalım” diyerek internetteki kısmi “özgürlüğe” de dikkat çekti.

Ömer Serdar Özkan da Z kuşağına yönelik birçok projenin siyasi kaygılarla gerçekleştirildiğini söyledi.

“İnternetçi abi” olarak bilinen Taylan Yıldız, gençlerle iletişime geçebilmenin en önemli yolunun “RTÜK baskısından uzak”, “samimi” olmayı gerektirdiğini söyledi. Yıldız, “Bu gündemin içinde olmamalılar” dedi.

Kendisini takip eden gençlerle iletişim halinde olan, “pqueen” nick name’li Pelin Baynazoğlu da gördüğü en büyük sorunun işsizlik olduğunu söyledi.

“Bir tane bile çocuk aç kalmamalı”

Levent Balım, programa gelmeden önce yaşadığı bir anısını şöyle anlattı:

  • “Buraya gelirken Pelin’le birlikte yemek yemeye oturduk. 7-8 yaşlarında bir çocuk, "Bana yemek alır mısınız?" dedi. Pelin hemen hızlı davranıp ona yemek ısmarladı. Böyle bir şeyin olmaması lazım. Benim verdiğim vergiyi ben biliyorum. 90 milyonluk ülkede bu kadar insanın vergisiyle o çocuk orada yemeksiz kalmamalı anlatabiliyor muyum? O bir tane çocuğa bile sahip çıkması lazım bu devletin. Burası Türkiye ise, bu kadar insan vergi veriyorsa bir tane bile çocuğun aç kalmaması lazım. Benim derdim bu. Gençlerin de bu olduğuna eminim”

Baynazoğlu’ndan İstanbul Sözleşmesi tepkisi

“pqueen” kullanıcı adlı Pelin Baynazoğlu, yüzde 65 oranında kadın izleyicisi olduğunu belirterek İstanbul Sözleşmesi hakkında görüşlerini paylaştı. Yüz binlerce genç kadın tarafından takipçisi olan Baynazoğlu, erkekler tarafından öldürülen kadınlardan bahsederken duygularına hakim olamadı. Konuşmakta güçlük çeken kadın şunları söyledi:

  • “Türkiye’de kadınlar her gün şiddete uğruyor. Kusura bakmayın duygularıma hakim olamıyorum. Sokağa çıkıyoruz istediğimizi giyemiyoruz. Şort giyersek tacize uğruyoruz. Bir türlü istediğimiz gibi yaşayamıyoruz. Bütün bunlar yaşanırken Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor. Ama iş yerinde, ama evde, bir şekilde ayrımcılığa uğruyoruz. E bizi kim koruyacak? Şu anda o kadar büyük bir nefret var ki, kadınlara ve cinsel yönelimi sebebiyle başka başka insanlara… Bunun alemi var mı ya?”

Uğur Dündar yıllar sonra o adamı neden dövdüğünü anlattı

Usta gazeteci Uğur Dündar, yıllar sonra 'Bezmenler' kavgasının perde arkasını anlattı. Aralık 1994’de Arena programını sunan Dündar, yolsuzluktan yargılanan kaçak iş insanı Halil Bezmen'i bulabilmek için evine gitmişti. Halil Bezmen'in Connecticut'taki evinde görevli Remzi Çelik ile yumruklaşınca yaklaşık 12 saat gözaltında kalmıştı. Olayın ardından Çelik'in burnu kırılmıştı. Baynazoğlu, Dündar'a yıllar sonra meşhur olan olayın ayrıntılarını sordu.

Dündar ise olayı şöyle anlattı:

  • “Biz mikrofonu sadece insanlar düşüncelerini özgürce ifade etsinler diye kullanırız. Amerika'daki o müessif olayda da bize saldıran kişiye mikrofonu uzattım. Buyrun kardeşim içinizden ne geliyorsa anlatın, biz de olduğu gibi yayınlayalım dedim. Ama o konuşmak, kendisini ifade etmek yerine bana saldırmayı yeğledi. Benden önce birlikte çalıştığımız değerli emekçi kardeşime saldırmak istedi. Ben de kendisini durdurdum. Meşru savunma anlamında kendimi korudum. Ama iyi korumuşum... Bir de bizim mesleğimizin mensuplarına saldırmak özellikle spor haline geldi. Bir defa sosyal anlamda linçleri yaşamakla birlikte fiziksel saldırılar da başladı. Sanki şiddete maruz kalmak gazetecinin kaderiymiş gibi algılandı, algılanıyor. Bir defa da gazeteci kendini savunmuş olsun. Boyumuzla, posumuzla neden dayak yiyelim ki? Meşru savunma diye bir durum var. Bundan dolayı çok üzüldüm. Saldıran kişi de orada çalışan bir insan...”

Uğur Dündar: Çok kötü bir döneme denk geldiniz

Türk gençliğinin yurtdışına gitme isteklerinin olduğunu dile getiren Uğur Dündar, Türkiye’de ‘liyakat’ sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Üniversiteler bir genç deposu. Oysa bütün dünyada üniversiteler, gençleri geleceğe hazırlayan. Bu okulu bitirdikten sonra o gencin iş bulma imkanını sağlayan kurumlardır. Ama Türkiye’de öyle değil. Türkiye’de öğrencilerimiz kaliteli bir eğitim alamıyor öğrencilerimiz ve yurtışına gitmek istiyorlar. Kaliteli eğitim veren üniversitelerden mezun olsalar bile liyakatın geçerli olmadığı bir eleme sisteminde kalburun üstünde kalamıyorlar. Bunun tanıdığı, şu siyasetcinin yakını, çocuğu, akrabası… Yanı tam bir nepotizm… Eş, dost kayırmacılığından dolayı gençler hak ettiği yeri ve konumu bulma imkanını hiçbir şekilde elde edemiyorlar. İşte bu düzenin değişmesi lazım. İktidarın değil, düzenin değişmesi lazım” dedi.

Programın tamamını izlemek için tıklayınız

DİĞER HABERLER

Ege Saati mobil uygulamasını indirin, dünyayı Ege'den okuyun...